IT-Almancası Atölyesi
Anforderung, Aufwand schätzen, Rücksprache, Fachbereich ile konuşma
Bir geliştiricinin en riskli dil anı: “Ne kadar sürer?” sorusuna cevap verdiği an. Almanya'da verilen tahmin yarı taahhüttür. Bu modül tahminin etrafına doğru koruma cümlelerini koymayı ve Fachbereich (işi tanımlayan, teknik olmayan birim) ile ortak dil kurmayı öğretiyor.
Bu modülü bitirince
Bir gereksinimi sorgulayabilmek, bir tahmini kendini bağlamadan verebilmek ve Rücksprache / abstimmen kültürünü kullanabilmek.
Türkçe karşılıklar kapalı başlıyor — bu kasten böyle. Önce Almancayı okuyup anlamını hatırlamayı dene, sonra karta dokunup kontrol et. Neden böyle?
Gereksinimi netleştirmek
Was ist die Anforderung genau?
Gereksinim tam olarak nedir?
die Anforderung = gereksinim. Alman proje dilinin merkez kelimesi; iş ilanlarında da geçer.
Ist das ein Muss oder ein Nice-to-have?
Bu zorunlu mu yoksa olsa iyi olur mu?
Kapsamı daraltan en verimli soru. das Muss Almanca; Nice-to-have Denglisch ama herkes kullanıyor.
Was passiert, wenn ein Nutzer das Feld leer lässt?
Bir kullanıcı alanı boş bırakırsa ne olur?
Kenar durumu sormak — gereksinimlerin yüzde sekseni burada eksiktir ve sonradan çıkması pahalıdır.
Können wir die Akzeptanzkriterien kurz durchgehen?
Kabul kriterlerini kısaca gözden geçirebilir miyiz?
das Akzeptanzkriterium, çoğul die Akzeptanzkriterien. durchgehen = gözden geçirmek.
Das würde ich in ein separates Ticket auslagern.
Bunu ayrı bir ticket'a çıkarırdım.
auslagern = dışarı taşımak. Kapsam büyümesine karşı en kibar savunma.
Tahmin vermek — kendini koru
Den Aufwand schätze ich auf etwa drei Tage.
Eforu yaklaşık üç gün olarak tahmin ediyorum.
der Aufwand = efor, iş yükü. schätzen auf + Akk. = tahmin etmek.
Das ist eine grobe Schätzung, keine Zusage.
Bu kaba bir tahmin, taahhüt değil.
Bu cümleyi ezberle. grob = kaba, yaklaşık. die Zusage = taahhüt, söz. Tahminin taahhüde dönüşmesini engelleyen tek cümle.
Da müsste ich erst reinschauen, bevor ich das schätze.
Tahmin etmeden önce bir içine bakmam lazım.
Kodu görmeden tahmin verme. reinschauen = içine bakmak. Bu cümle seni yavaş göstermez, ciddi gösterir.
Wenn die Schnittstelle schon steht, geht es schneller — sonst kommen zwei Tage dazu.
Arayüz hazırsa daha hızlı olur — değilse iki gün daha eklenir.
Koşullu tahmin. stehen burada “hazır olmak” anlamında. Varsayımı açık söylemek, sonradan tartışmayı önler.
Aus technischer Sicht würde ich davon abraten.
Teknik açıdan bunu tavsiye etmem.
abraten von + Dativ = tavsiye etmemek. Aus technischer Sicht itirazı sana değil uzmanlığına bağlar — çok daha güçlü durur.
Mutabakat — Abstimmung kültürü
Ich halte dazu noch Rücksprache mit dem Fachbereich.
Bu konuda ilgili birimle görüşeceğim.
Rücksprache halten mit — çok Alman, çok kullanışlı. “Karar vermeden önce doğru kişiyle konuşacağım” demenin resmî yolu.
Das ist noch nicht abgestimmt.
Bu henüz mutabık kalınmadı.
abstimmen Alman iş dilinin en çok kullanılan fiillerinden biri = ilgili taraflarla uyumlandırmak. Das ist abgestimmt = onaylı, ilerlenebilir.
Wer entscheidet das am Ende?
Sonunda buna kim karar veriyor?
Almanya'da bu soru tamamen kabul edilebilir ve çok işe yarar. Sorumluluğun kimde olduğunu bilmek, gereksiz turlardan kurtarır.
Lass uns das kurz zusammen abstimmen, bevor ich anfange.
Başlamadan önce bunu kısaca birlikte kararlaştıralım.
Yanlış şeyi doğru yapmaktan iyisi, doğru şeyi sormaktır. Bu cümle Almanya'da her zaman iyi karşılanır.
Wir bräuchten eine Exportfunktion für die Berichte. Wie lange dauert das?
Raporlar için bir dışa aktarma fonksiyonu gerekiyor. Bu ne kadar sürer?
Bevor ich schätze: Was ist die Anforderung genau — Excel, CSV oder PDF?
Tahmin etmeden önce: Gereksinim tam olarak nedir — Excel, CSV yoksa PDF?
Am liebsten alle drei.
En iyisi üçü de.
Ist das ein Muss oder ein Nice-to-have? CSV allein wäre deutlich schneller.
Bu zorunlu mu yoksa olsa iyi olur mu? Sadece CSV belirgin şekilde daha hızlı olur.
CSV ist das Wichtigste. PDF wäre nur nice-to-have.
En önemlisi CSV. PDF sadece olsa iyi olur.
Gut. Für CSV schätze ich den Aufwand auf etwa zwei Tage — das ist eine grobe Schätzung, keine Zusage.
Güzel. CSV için eforu yaklaşık iki gün tahmin ediyorum — bu kaba bir tahmin, taahhüt değil.
PDF lagere ich in ein separates Ticket aus. Ich halte dazu noch Rücksprache mit dem Team.
PDF'i ayrı bir ticket'a çıkarıyorum. Bu konuda ekiple ayrıca görüşeceğim.
Her isim artikeliyle öğrenilir — artikeli sonradan eklemek neredeyse imkânsız. Küçük ek çoğuldur; ¨-e çoğulda umlaut aldığını gösterir (der Anhang → die Anhänge). Tümü: sözlük sayfası.
der eril die dişil das nötr renksiz: fiil / ifade
| Almanca | Türkçe |
|---|---|
| dieAnforderung-en | gereksinim |
| derAufwand¨-e | efor, iş yüküGenelde tekil kullanılır |
| dieSchätzung-en | tahmin |
| dieZusage-n | taahhüt, sözKarşıtı: die Absage (ret) |
| dieRücksprache-n | istişare, görüşmeRücksprache halten mit + Dat. |
| dieAbstimmung-en | mutabakat, uyumlandırma |
| derFachbereich-e | ilgili iş birimiİşi tanımlayan, teknik olmayan taraf |
| dasAkzeptanzkriterium-kriterien | kabul kriteri |
| dieUmsetzung-en | hayata geçirme, uygulama |
| dieMachbarkeit— | yapılabilirlik |
| schätzen auf+ Akk. | tahmin etmek |
| abstimmenstimmt ab | mutabık kalmakAyrılabilir |
| abraten von+ Dat. | tavsiye etmemekAyrılabilir |
| auslagernlagert aus | dışarı taşımakAyrılabilir |
| durchgehengeht durch | gözden geçirmekAyrılabilir |
| reinschauenschaut rein | içine bakmakAyrılabilir |
| grob | kaba, yaklaşık |
Sık yapılan hata
Das mache ich in zwei Tagen. (kodu görmeden)
Da müsste ich erst reinschauen, bevor ich das schätze.
Almanya'da verilen tahmin yarı taahhüttür ve planlamaya girer. Kodu görmeden söylediğin sayı, iki hafta sonra sana “ama sen demiştin ki” diye geri döner. Bakmak için zaman istemek burada zayıflık değil, meslek ciddiyeti sayılır.
Sık yapılan hata
Ungefähr drei Tage, denke ich.
Den Aufwand schätze ich auf etwa drei Tage — das ist eine grobe Schätzung, keine Zusage.
İki cümle aynı sayıyı veriyor, ama ikincisi sayının statüsünü söylüyor. keine Zusage eki olmadan tahmin otomatik olarak söz sayılır — ve Alman proje planı o sayının üzerine kurulur.
Sık yapılan hata
Ich glaube, das will der Chef so.
Das ist noch nicht abgestimmt — ich halte Rücksprache mit dem Fachbereich.
abstimmen ve Rücksprache halten Alman iş kültürünün iki temel fiilidir: bir şey mutabık kalınmadıysa henüz yoktur. Tahmine dayalı hareket etmek yerine bu iki cümleyi kullanmak, yanlış yapılmış üç günlük işten sonsuz kez iyidir.
Kodu görmeden tahmin isteniyor. Ne dersin?
Bakmak için zaman istemek meslek ciddiyetidir. Üçüncüsü kapıyı kapatıyor, birincisi seni bağlıyor.
Tahminin taahhüde dönüşmesini nasıl engellersin?
Das ist eine grobe Schätzung, keine Zusage. — sayının statüsünü söylemek, sayıyı şişirmekten daha dürüst ve etkili.
“Das ist noch nicht abgestimmt” ne demek?
abstimmen = ilgili taraflarla uyumlandırmak. Alman iş dilinin en sık kullanılan fiillerinden.
Kapsam büyüyor. En kibar savunma hangisi?
auslagern isteği reddetmiyor, sıraya koyuyor. Reddetmeden kapsamı korumanın yolu.
Fachbereich üç formatta dışa aktarma istiyor. Dört cümle yaz: gereksinimi netleştir, zorunlu olanı ayır, korumalı tahmin ver, gerisini ayır.
Was ist die Anforderung genau — welches Format brauchen Sie wirklich?
Ist das ein Muss oder ein Nice-to-have?
Für CSV schätze ich den Aufwand auf etwa zwei Tage — das ist eine grobe Schätzung, keine Zusage.
PDF und Excel lagere ich in separate Tickets aus und stimme das mit dem Team ab.
Dört adım: netleştir → önceliklendir → korumalı tahmin ver → gerisini ayır. Bu sıra, bir geliştiricinin kapsam karşısında en güçlü olduğu yerdir.
Modül burada bitmiyor. Bu görevler yapılmazsa kalıplar sayfada kalır, ağzına gelmez.
Birincil kaynak
BiBB — Fachinformatiker meslek profili (Anforderungsanalyse) — Anforderung, Umsetzung, Abstimmung terimlerinin resmî meslek tanımındaki kullanımı — iş ilanlarındaki kelimeler doğrudan buradan geliyor.