Referans

Kalıplar

18 modülün 274 kalıbı tek sayfada, duruma göre gruplu. Burada Türkçe karşılıklar açık — bu sayfa ezber için değil, hızlı bakmak için.

Kullanım

Telefonda ara (Ctrl+F / tarayıcının “sayfada bul”u), ya da kâğıda bas ve masanın kenarında tut. Ezber çalışması modül sayfalarında yapılır — orada karşılıklar kapalı.

İçindekiler

01 · İlk gün: tanışma ve hitap Ortak

Tam ders: Modül 01

Kendini tanıtmak

Guten Morgen, ich bin der Neue in der IT.

Günaydın, IT'deki yeni kişiyim.

der Neue / die Neue — Almanya'da kendini böyle tanıtmak çok yaygın. Karşı tarafı rahatlatır: sana nasıl davranacağını bilir.

Ich heiße Kadir Güleç und fange heute hier an.

Adım Kadir Güleç, bugün burada başlıyorum.

anfangen ayrılabilir fiil: ich fange an. Cümle sonuna atılır.

Ich arbeite als Fachinformatiker für Systemintegration.

Sistem entegrasyonu alanında bilişim uzmanı olarak çalışıyorum.

Meslek adından önce artikel yok: als Fachinformatiker. Bu, Türkçe konuşanların en sık yaptığı hata.

Sie

Freut mich, Sie kennenzulernen.

Tanıştığımıza memnun oldum.

Günlük hâli sadece Freut mich! — el sıkışırken bunu söylemen yeter.

Sie

Entschuldigung, wie war noch mal Ihr Name?

Pardon, adınız neydi?

Bunu ezberle. İlk gün on kişiyle tanışacaksın ve hiçbirini hatırlamayacaksın. noch mal soruyu kibarlaştırıyor: “bir kere daha”.

Sie mi, du mu?

duyacaksın

Wir duzen uns hier alle. Ich bin der Thomas.

Burada herkes birbirine “du” der. Ben Thomas.

Bunu duyacaksın. Cevabın: Gerne, ich bin Kadir. — ve o andan itibaren o kişiye artık du dersin.

Können wir uns duzen?

Birbirimize “du” diyebilir miyiz?

Bunu sen teklif etme — kural: yaşça/kıdemce büyük olan teklif eder. Sana teklif edilirse kabul et.

du

Gerne, ich bin Kadir.

Memnuniyetle, ben Kadir.

du'ya geçişin kabul cümlesi. Adını soyadsız söylemek geçişi tamamlar.

Sie

Guten Tag, mein Name ist Güleç. Was kann ich für Sie tun?

İyi günler, adım Güleç. Size nasıl yardımcı olabilirim?

Müşteriye her zaman Sie. Kollege ile du olsan bile müşteri Sie kalır — o teklif etmedikçe.

Yeni olmanın avantajını kullan

Sie

An wen kann ich mich wenden, wenn ich eine Frage habe?

Bir sorum olursa kime başvurabilirim?

İlk gün sorulacak tek en değerli soru. sich wenden an + Akkusativ.

Ich bin noch in der Einarbeitung — ich frage lieber einmal zu viel.

Daha oryantasyon sürecindeyim, fazladan sormayı tercih ederim.

Bu cümle sana sonraki üç ay boyunca soru sorma hakkı kazandırır. Almanya'da fazla soran değil, sormayıp yanlış yapan kişi sorun sayılır.

Wo finde ich das Ticketsystem?

Ticket sistemini nerede bulabilirim?

Kalıbı değiştirmeden kullan: Wo finde ich …? — kantin, tuvalet, yazıcı, dolap; hepsi bu kalıba girer.

Ich mache dann mal Feierabend. Bis morgen!

Ben paydos ediyorum. Yarın görüşürüz!

der Feierabend — mesai sonu. Türkçede tam karşılığı yok. Çıkarken bunu söylemeden gitmek soğuk durur.

duyacaksın

Schönen Feierabend!

İyi akşamlar / iyi paydoslar!

Sana söylenecek. Cevap: Danke, dir auch! (du) veya Ihnen auch! (Sie).

02 · Telefon: açmak, ismi almak, harflemek Ortak

Tam ders: Modül 02

Açılış — üçlü formül

Sie

IT-Support, Güleç, guten Tag.

IT destek, Güleç, iyi günler.

Alman iş telefonunun standart açılışı üç parçadır: birim → soyadın → selam. Sadece Hallo? demek amatör durur.

Sie

Firma Meier IT, Kadir Güleç am Apparat. Was kann ich für Sie tun?

Meier IT firması, ben Kadir Güleç. Size nasıl yardımcı olabilirim?

am Apparat = “telefonda ben”. Biraz resmî, müşteriye karşı çok makbul.

duyacaksın

Guten Tag, mein Name ist Schneider von der Firma Berger.

İyi günler, adım Schneider, Berger firmasından.

Karşı taraf böyle açar. Sen bu cümleden iki bilgi yakalamalısın: isim ve firma. Yakalayamazsan aşağıdaki soruya geç.

Sie

Entschuldigung, mit wem spreche ich bitte?

Pardon, kiminle görüşüyorum?

İsmi kaçırdıysan utanma, sor. Ticket'a yanlış isim yazmak daha kötü.

Harflemek — buchstabieren

Sie

Könnten Sie Ihren Namen bitte buchstabieren?

Adınızı harf harf söyleyebilir misiniz?

Telefonda en çok işine yarayacak cümle bu. Alman soyadlarının yarısı duyulduğu gibi yazılmıyor (Meyer / Maier / Mayer / Meier).

Sie

Wie schreibt sich das genau?

Bu tam olarak nasıl yazılıyor?

Daha kısa ve doğal alternatif. Firma adı, e-posta, sokak adı için de olur.

Sie

Ich buchstabiere: G wie Goslar, Ü wie Umlaut Unna, L wie Leipzig.

Harfliyorum: Goslar'ın G'si, Umlaut Unna'nın Ü'sü, Leipzig'in L'si.

Kalıp: harf + wie + şehir. Kendi adını bu kalıpla ezberle — her telefonda lazım olacak.

Sie

Ich wiederhole zur Sicherheit: S-C-H-N-E-I-D-E-R, richtig?

Emin olmak için tekrar ediyorum: S-C-H-N-E-I-D-E-R, doğru mu?

Teyit adımı. zur Sicherheit = “emin olmak için”; seni titiz gösterir, aptal değil.

Sie

Und unter welcher Nummer erreiche ich Sie?

Size hangi numaradan ulaşabilirim?

erreichen = ulaşmak. Geri arama sözü verdiysen bu soruyu unutma.

Bekletmek ve aktarmak

Sie

Einen Moment bitte, ich verbinde Sie mit einem Kollegen.

Bir saniye lütfen, sizi bir meslektaşıma bağlıyorum.

verbinden mitzu değil. Sabit kalıp.

Sie

Bleiben Sie bitte kurz in der Leitung.

Lütfen hatta kalın.

die Leitung = hat. Beklemeye alırken söylenir.

Sie

Herr Weber ist gerade nicht am Platz. Soll ich ihm etwas ausrichten?

Bay Weber şu an yerinde değil. Kendisine not bırakmamı ister misiniz?

etwas ausrichten = mesaj iletmek. nicht am Platz = masasında yok (nerede olduğunu açıklamak zorunda değilsin).

Sie

Ich rufe Sie in einer Stunde zurück.

Sizi bir saat içinde geri arayacağım.

zurückrufen ayrılabilir. Söz verdiğin süreye uy — Almanya'da bu söz bağlayıcı sayılır.

Kapanış

Sie

Kann ich sonst noch etwas für Sie tun?

Başka bir konuda yardımcı olabilir miyim?

Kapanışı başlatan cümle. Bunu sormadan kapatmak aceleci durur.

Sie

Vielen Dank für Ihren Anruf. Auf Wiederhören!

Aramanız için teşekkürler. Hoşça kalın!

Telefonda Auf Wiederhören, yüz yüze Auf Wiedersehen. hören = duymak, sehen = görmek. Mantığı bu.

03 · “Anlamadım” demenin dili Ortak

Tam ders: Modül 03

Anı durdurmak

Wie bitte?

Efendim? / Anlayamadım?

En kısa ve tamamen kibar. Sadece Was? demek kaba durur — onu bırak.

Sie

Entschuldigung, ich habe Sie akustisch nicht verstanden.

Pardon, sizi net duyamadım.

Bu cümledeki sihirli kelime: akustisch. Sorunu dilinden değil sesten kaynaklı gösteriyor. Karşı taraf yavaşlar ama sana yabancı muamelesi yapmaz.

Sie

Könnten Sie bitte etwas langsamer sprechen?

Biraz daha yavaş konuşabilir misiniz?

Könnten (Konjunktiv II) + bitte + etwas = üç kat yumuşatma. Sprechen Sie langsam! emir kipidir, kullanma.

Sie

Könnten Sie das bitte noch einmal sagen?

Bunu bir kez daha söyleyebilir misiniz?

Günlük kısaltması: Noch mal, bitte?

Sie

Moment bitte, ich schreibe kurz mit.

Bir saniye, hızlıca not alıyorum.

Zaman kazanma cümlesi. mitschreiben = aynı anda not almak. Karşı taraf otomatik yavaşlar.

Doğru parçayı hedefle

Den letzten Teil habe ich nicht ganz mitbekommen.

Son kısmı tam yakalayamadım.

Neyi kaçırdığını söylemek, “anlamadım” demekten çok daha iyi: karşı taraf her şeyi baştan anlatmak yerine sadece o parçayı tekrar eder.

Was bedeutet „Wartungsfenster“ genau?

“Wartungsfenster” tam olarak ne demek?

Bilmediğin kelimeyi tırnak içinde geri ver. Bu, cehalet değil dikkat işareti sayılır.

Sie

Wie meinen Sie das genau?

Bunu tam olarak nasıl kastediyorsunuz?

Kelimeyi anladın ama niyeti anlamadıysan bu. Almanlar bu soruyu profesyonel bulur.

du

Ich kenne den Begriff nicht — was heißt das bei euch?

Bu terimi bilmiyorum — sizde ne anlama geliyor?

bei euch eklemek terimi firmaya özel gösterir. Çoğu zaman gerçekten öyledir; Alman Kollege'nin de bilmediği kısaltmalar oluyor.

Teyit et — asıl mesele bu

Sie

Habe ich Sie richtig verstanden, dass der Server seit gestern ausfällt?

Sizi doğru anladıysam sunucu dünden beri çalışmıyor, öyle mi?

Bu modülün en değerli cümlesi. dass yan cümlesinde fiil sona gider. Anladığını doğrularsın, yanlış anladıysan ücretsiz düzeltilirsin.

Sie

Nur zur Sicherheit: Sie meinen den Drucker im zweiten Stock, richtig?

Emin olmak için: ikinci kattaki yazıcıyı kastediyorsunuz, değil mi?

Kısa teyit kalıbı. …, richtig? sonuna eklenen en pratik onay ekidir.

Sie

Ich fasse kurz zusammen: Sie brauchen bis Freitag einen neuen Zugang.

Kısaca özetliyorum: cumaya kadar yeni bir erişim gerekiyor.

Uzun konuşmaların sonunda özetlemek — hem anladığını kanıtlar hem ticket'ını sana yazdırır.

Sie

Die Verbindung ist gerade schlecht. Darf ich Sie gleich zurückrufen?

Hat şu an kötü. Birazdan sizi geri arayabilir miyim?

Acil çıkış kapısı. Gerçekten boğulduysan bu cümle sana toparlanacak beş dakika kazandırır — ve kimse sorgulamaz.

04 · Arızayı tarif etmek Ortak

Tam ders: Modül 04

Belirti fiilleri — bu bölüm ezberlenir

Der Rechner fährt nicht hoch.

Bilgisayar açılmıyor (boot etmiyor).

hochfahren = boot etmek. Kapatmak: herunterfahren. İkisi de ayrılabilir.

Das Programm stürzt ab.

Program çöküyor.

abstürzen — beklenmedik kapanma. Geçmiş zaman: ist abgestürzt (sein ile).

Der Rechner hängt.

Bilgisayar takılı kaldı, donmuş durumda.

En sık kullanılan hâli. Eş anlamlı: ist eingefroren.

Die Anwendung reagiert nicht mehr.

Uygulama artık yanıt vermiyor.

Windows'un “Keine Rückmeldung” dediği durum. nicht mehr = artık değil.

Die Seite lädt nicht.

Sayfa yüklenmiyor.

laden hem yüklemek hem yüklenmek.

Der Bildschirm bleibt schwarz.

Ekran siyah kalıyor.

bleiben = kalmak. Belirti tarifinde çok işe yarar: bleibt leer / bleibt stehen / bleibt hängen.

Ich komme nicht ins Netzwerk.

Ağa bağlanamıyorum.

ins Netzwerk kommen — çok günlük ve çok yaygın. Resmîsi: Ich habe keinen Netzwerkzugriff.

Die Verbindung bricht ständig ab.

Bağlantı sürekli kopuyor.

abbrechen = kopmak. ständig = sürekli — sıklık bilgisi arıza tarifinin yarısıdır.

Es kommt eine Fehlermeldung.

Bir hata mesajı geliyor.

Devamı hep aynı: Was steht da genau?

Arızayı çıkaran sorular

Sie

Was genau funktioniert nicht?

Tam olarak ne çalışmıyor?

genau kelimesi burada iş yapıyor: kullanıcıyı belirsizlikten çıkarır.

Sie

Seit wann tritt das Problem auf?

Sorun ne zamandan beri ortaya çıkıyor?

auftreten = ortaya çıkmak. Resmî ve ticket'a yazılabilir.

Sie

Bekommen Sie eine Fehlermeldung? Was steht da genau?

Bir hata mesajı alıyor musunuz? Tam olarak ne yazıyor?

İkinci soru olmadan birincisi işe yaramaz — kullanıcı “bir hata veriyor” der ve durur.

Sie

Können Sie mir einen Screenshot schicken?

Bana bir ekran görüntüsü gönderebilir misiniz?

der Screenshot — Denglisch ama tamamen yerleşmiş. Almancası das Bildschirmfoto, kimse kullanmıyor.

Sie

Betrifft das nur Sie oder auch Ihre Kollegen?

Bu sadece sizi mi etkiliyor, meslektaşlarınızı da mı?

Kapsam sorusu. Cevabı arızanın tek kişilik mi yoksa Ausfall mı olduğunu belirler.

Sie

Was haben Sie bisher schon versucht?

Şimdiye kadar neler denediniz?

Aynı şeyi tekrar denemekten kurtarır. Nazikçe sorulur — sınav gibi değil.

Sie

Lässt sich der Fehler reproduzieren?

Hata tekrarlanabiliyor mu?

sich lassen + mastar = “-ebilir” anlamı. Kullanıcıya sorarken daha basiti: Passiert das jedes Mal?

Störung mu, Serviceanfrage mı?

Das ist eine Störung — der Dienst ist ausgefallen.

Bu bir arıza — hizmet devre dışı kaldı.

Störung = plansız kesinti veya kalite düşüşü. Bir şey çalışıyordu, artık çalışmıyor.

Das ist eher eine Serviceanfrage als eine Störung.

Bu bir arızadan çok standart bir talep.

Serviceanfrage = standart talep: şifre sıfırlama, yeni yazılım kurulumu, yetki verme. Hiçbir şey bozulmadı.

Sie

Ich lege Ihnen dafür ein Ticket an.

Bunun için size bir ticket açıyorum.

ein Ticket anlegen = ticket açmak. Eş anlamlı: erfassen, eröffnen.

Sie

Ich gebe das an den Second Level weiter.

Bunu ikinci seviyeye aktarıyorum.

weitergeben = aktarmak. Resmî terimi: eskalieren (Modül 08).

05 · Ticket dili Ortak

Tam ders: Modül 05

Betreff — konu satırı

Outlook – stürzt beim Start ab – Buchhaltung (3 Nutzer)

Outlook – açılışta çöküyor – Muhasebe (3 kullanıcı)

Formül: sistem – belirti – etkilenen. Üç parça, tire ile ayrılmış, cümle değil. İyi bir Betreff okuyanın ticket'ı açmasına gerek bırakmaz.

Drucker 2. OG – zieht kein Papier ein – seit 12.08.

2. kat yazıcı – kâğıt çekmiyor – 12.08'den beri

Konum ve tarih Betreff'e sığıyorsa oraya koy. OG = Obergeschoss (üst kat).

Zugang für neue Mitarbeiterin – Start 01.09. – bis 30.08. benötigt

Yeni çalışan için erişim – 01.09 başlıyor – 30.08'e kadar gerekli

Bu bir Serviceanfrage. Son tarihi Betreff'e yazmak önceliği kendiliğinden belli eder.

Durum notları

Ticket übernommen, ich kümmere mich darum.

Ticket üstlenildi, ben ilgileniyorum.

sich kümmern um + Akk. = ilgilenmek. Ticket'ı üstlendiğin anda yazılacak ilk not.

Rückfrage an den Kunden gestellt – warte auf Antwort.

Müşteriye soru soruldu – cevap bekleniyor.

Topun kimde olduğunu yazmak ticket notunun asıl işidir. Bu not olmadan ticket “sen çalışmıyorsun” gibi görünür.

Der Server wurde neu gestartet, das Problem besteht weiterhin.

Sunucu yeniden başlatıldı, sorun devam ediyor.

Edilgen çatı (Passiv): wurde + Partizip II. Yazılı ticket dilinde kim yaptığından çok ne yapıldığı önemlidir.

Ursache eingegrenzt: Treiberkonflikt nach dem letzten Update.

Sebep daraltıldı: son güncellemeden sonra sürücü çakışması.

eingrenzen = daraltmak, kapsamı küçültmek. İkinci seviyenin en sevdiği kelime.

Sie

Problem behoben. Bitte um kurze Rückmeldung, ob es bei Ihnen läuft.

Sorun giderildi. Sizde çalışıp çalışmadığını kısaca bildirir misiniz?

beheben = (sorunu) gidermek. Bitte um Rückmeldung ticket'ı kapatma iznini ister — kendi başına kapatma.

An den Second Level weitergegeben, da Serverzugriff erforderlich ist.

Sunucu erişimi gerektiği için ikinci seviyeye aktarıldı.

Aktarırken sebebini yaz. Sebepsiz aktarma “üstümden atmak” gibi okunur.

Ticket wird geschlossen, falls bis Freitag keine Rückmeldung erfolgt.

Cumaya kadar geri bildirim gelmezse ticket kapatılacaktır.

Sessiz kalan müşterinin ticket'ını kapatmanın kibar yolu. erfolgen = gerçekleşmek (resmî).

Öncelik ve durum kelimeleri

Priorität: niedrig / mittel / hoch / kritisch

Öncelik: düşük / orta / yüksek / kritik

Dört basamak neredeyse her sistemde aynı. kritisch = iş duruyor.

Status: offen · in Bearbeitung · wartet auf Rückmeldung · gelöst · geschlossen

Durum: açık · işlemde · geri bildirim bekliyor · çözüldü · kapatıldı

Bu beş kelimeyi ezberle — her ticket sisteminde karşına çıkacak.

Das ist kein Einzelfall, mehrere Nutzer sind betroffen.

Bu münferit bir vaka değil, birden fazla kullanıcı etkileniyor.

der Einzelfall — önceliği yükselten cümle. betroffen sein = etkilenmiş olmak.

06 · E-posta yazmak Ortak

Tam ders: Modül 06

Hitap — ilk satır

Sie

Sehr geehrte Damen und Herren,

Sayın Yetkili, (kime yazdığını bilmiyorsan)

En resmîsi. Muhatabın adını bilmediğin her durumda bu. Sonunda virgül var, ünlem değil.

Sie

Sehr geehrte Frau Weber,

Sayın Weber Hanım,

Adını biliyorsan mutlaka kullan. Erkek: Sehr geehrter Herr Weber, — dikkat, geehrter (r ile).

Sie

Hallo Frau Weber,

Merhaba Weber Hanım,

Bugün Alman firmalarında en yaygın hitap bu. Sie ile devam edersin ama ton daha ılık. İlk yazışmada Sehr geehrte, sonrasında Hallo geçişi çok normaldir.

du

Hallo Thomas,

Merhaba Thomas,

Şirket içi, du olduğun Kollege'ye.

Sie

vielen Dank für Ihre Nachricht.

Mesajınız için çok teşekkürler.

Küçük harfle başlıyor — bu bir hata değil, kural. Hitaptan sonra virgül geldiği için cümle devam ediyor sayılır.

Konuyu açmak

Sie

ich melde mich bezüglich Ihres Tickets vom 12.08.

12.08 tarihli ticket'ınızla ilgili size dönüş yapıyorum.

sich melden = haber vermek, dönüş yapmak. bezüglich + Genitiv = ile ilgili.

Sie

wie telefonisch besprochen, sende ich Ihnen die Anleitung.

Telefonda görüştüğümüz gibi, size kılavuzu gönderiyorum.

Telefondan sonra yazılan her e-postanın açılışı. Konuşulanı yazıya bağlar — hem nazik hem koruyucu.

Sie

leider gibt es bei Ihrem Anliegen eine Verzögerung.

Maalesef talebinizde bir gecikme oluştu.

das Anliegen = talep, mesele. Müşteri yazışmasının kibar kelimesi.

Rica etmek — Konjunktiv II

Sie

Könnten Sie mir bitte einen Screenshot zusenden?

Bana bir ekran görüntüsü gönderebilir misiniz?

Nezaket motoru: können → könnten. Schicken Sie mir … emirdir, kullanma.

Sie

Würden Sie das bitte noch einmal prüfen?

Bunu bir kez daha kontrol eder misiniz?

werden → würden. Könnten ile neredeyse eş anlamlı; ikisini de bil, tekrardan kaçınmak için dönüşümlü kullan.

Sie

Hätten Sie am Donnerstag kurz Zeit für einen Termin?

Perşembe kısa bir randevu için vaktiniz olur mu?

haben → hätten. Randevu isteğinin standart kalıbı.

Sie

Ich würde vorschlagen, dass wir uns kurz zusammensetzen.

Kısaca bir araya gelmemizi önerirdim.

Öneriyi yumuşatmanın yolu. Doğrudan Ich schlage vor demek de doğru ama sert durur.

Ek ve kapanış

Sie

Im Anhang finden Sie die Schritt-für-Schritt-Anleitung.

Ekte adım adım kılavuzu bulacaksınız.

der Anhang = ek. Alternatif: Anbei finden Sie … (daha resmî).

Sie

Für Rückfragen stehe ich Ihnen gerne zur Verfügung.

Sorularınız için memnuniyetle hizmetinizdeyim.

Müşteri e-postasının standart kapanış cümlesi. Ezberle, hiç değiştirme.

Sie

Mit freundlichen Grüßen

Saygılarımla

Sonunda virgül YOK. Altına adın gelir. Kısaltma MfG müşteriye yazılmaz — üşengeç durur.

du

Viele Grüße

Selamlar

Şirket içi ve tanıdık müşteriler için. Diğerleri: Beste Grüße, Freundliche Grüße.

07 · Randevu, süre ve termin Ortak

Tam ders: Modül 07

Randevu ayarlamak

Sie

Wann würde es Ihnen denn passen?

Sizin için ne zaman uygun olur?

passen = uymak, uygun olmak. denn soruyu yumuşatan dolgu kelimesi.

Sie

Passt Ihnen Donnerstag um 14 Uhr?

Perşembe saat 14 size uyar mı?

Somut öneri her zaman açık uçlu sorudan iyidir — yazışmayı üç e-postadan bire indirir.

Sie

Ich hätte am Dienstagvormittag Zeit.

Salı sabahı vaktim olur.

hätte (Konjunktiv II) taahhüdü esnetiyor. -vormittag / -nachmittag / -abend günle birleşir.

Sie

Können wir den Termin auf nächste Woche verschieben?

Randevuyu gelecek haftaya erteleyebilir miyiz?

verschieben auf + Akk. = ertelemek.

Mir ist leider etwas dazwischengekommen.

Maalesef araya bir şey girdi.

Erteleme sebebini açıklamanın kabul gören yolu. Ayrıntı vermek zorunda değilsin; bu cümle yeterli sayılır.

Sie

Ich schicke Ihnen eine Einladung für den Termin.

Size randevu için bir davet göndereceğim.

die Einladung = takvim daveti (Outlook/Teams). Sözlü anlaşmayı takvime yazmadan bırakma.

Süre vermek — dikkatli ol

Sie

Bis wann brauchen Sie das?

Buna ne zamana kadar ihtiyacınız var?

Söz vermeden önce sorulacak soru. Çoğu zaman aciliyet sandığın kadar değildir.

Das müsste bis Freitag machbar sein.

Bu cumaya kadar yapılabilir olmalı.

müsste + machbar = güvenli taahhüt. Söz veriyorsun ama mutlak garanti vermiyorsun.

Sie

Ich melde mich bis spätestens morgen Mittag.

En geç yarın öğlene kadar dönüş yapacağım.

spätestens = en geç. Sonucu değil, dönüş yapmayı taahhüt et — bunu her zaman tutabilirsin.

Das dauert erfahrungsgemäß etwa zwei Stunden.

Bu tecrübeye göre yaklaşık iki saat sürer.

erfahrungsgemäß = tecrübeye göre. Tahmini profesyonelleştiren kelime.

Sie

Einen genauen Termin kann ich Ihnen noch nicht nennen.

Size henüz kesin bir tarih veremiyorum.

Bilmediğinde uydurma. Devamı: Ich melde mich, sobald ich mehr weiß.

Zamanı doğru okumak

Wir treffen uns um halb drei.

Saat iki buçukta buluşuyoruz. (14:30!)

Almanca saat mantığı ileriye bakar: halb drei = üçe yarım kala = 2:30. Türkçedeki “iki buçuk” ile aynı sonuç, ama farklı mantık — ve bu yüzden karıştırılıyor.

Viertel nach drei / Viertel vor vier

Üçü çeyrek geçe / dörde çeyrek kala

Güneyde ayrıca viertel vier (=3:15) ve dreiviertel vier (=3:45) duyarsın. Karışırsan sor: Also 15:45 Uhr?

Der Termin ist in KW 32.

Randevu 32. haftada.

KW = Kalenderwoche. Almanya'da iş planlaması hafta numarasıyla yapılır — bu Türkiye'de yok, alışman lazım.

Bis einschließlich Freitag.

Cuma dahil olmak üzere.

bis Freitag belirsizdir — cuma dahil mi değil mi? einschließlich ekleyerek tartışmayı bitir.

08 · Kötü haber, gecikme ve eskalasyon Ortak

Tam ders: Modül 08

Kötü haberi vermek

Sie

Leider muss ich Ihnen mitteilen, dass sich die Lieferung verzögert.

Maalesef teslimatın geciktiğini bildirmek zorundayım.

Resmî kalıp. sich verzögern = gecikmek. Yazılı bildirimlerin standart açılışı.

Sie

Es tut mir leid, dass es länger gedauert hat.

Daha uzun sürdüğü için üzgünüm.

Bir kez söyle, tekrar etme. Alman iş kültüründe tekrarlanan özür güven değil, panik işareti sayılır.

Sie

Wir konnten das Problem bisher leider nicht beheben.

Sorunu şimdiye kadar maalesef gideremedik.

bisher (şimdiye kadar) eklemek işin sürdüğünü gösterir — bitmiş bir başarısızlık değil.

Sie

Das hätte nicht passieren dürfen. Wir prüfen, wie wir das künftig verhindern.

Bunun olmaması gerekirdi. Bunu ileride nasıl önleyeceğimizi inceliyoruz.

Ciddi hatalarda kullanılır: sorumluluk + önleme sözü. Kişiyi değil süreci suçlar — Alman kurum dilinin tam merkezi.

Bilmediğini söylemek

Sie

Das kann ich Ihnen gerade nicht sagen — ich kläre das und melde mich bis 15 Uhr.

Bunu şu an söyleyemiyorum — açıklığa kavuşturup 15'e kadar dönüş yapacağım.

Bilmemek sorun değil, sözsüz bırakmak sorun. klären = netleştirmek. Saat vermek cümleyi taahhüde çeviriyor.

Sie

Einen genauen Zeitpunkt kann ich Ihnen leider noch nicht nennen.

Size henüz kesin bir zaman veremiyorum.

Uydurmaktan sonsuz kez iyidir. Devamını mutlaka ekle: Ich bleibe dran.

Sie

Ich bleibe dran und melde mich, sobald ich mehr weiß.

Takipteyim ve daha fazla bilgi edinir edinmez dönüş yapacağım.

Ich bleibe dran — bu modülün en değerli cümlesi. Müşteriyi sakinleştiren şey çözüm değil, unutulmadığını bilmektir.

Sie

Dafür bin ich leider nicht der richtige Ansprechpartner.

Bu konuda maalesef doğru muhatap ben değilim.

Sınır koymanın kibar yolu. Tek başına bırakma — hemen doğru kişiyi söyle.

Devretmek ve eskalasyon

Sie

Ich gebe das an meinen Kollegen weiter, der sich damit besser auskennt.

Bunu konuya daha hâkim olan meslektaşıma aktarıyorum.

sich auskennen mit = bir konuya hâkim olmak. Sebebi söylemek, devretmeyi yardım gibi gösterir, kaçış gibi değil.

Sie

Ich eskaliere das intern, damit es priorisiert wird.

Önceliklendirilmesi için bunu şirket içinde eskale ediyorum.

eskalieren ITIL terimi — kavga değil, süreç. Müşteriye söylemek genelde onu rahatlatır.

Sie

Ich verbinde Sie mit jemandem, der Ihnen direkt weiterhelfen kann.

Sizi doğrudan yardımcı olabilecek biriyle bağlıyorum.

Kör aktarma yapma. Aktarmadan önce diğer kişiye durumu anlat — müşteri her şeyi baştan anlatmak zorunda kalmasın.

Sinirli müşteri

Sie

Ich verstehe Ihren Ärger, das ist wirklich ungünstig gelaufen.

Kızgınlığınızı anlıyorum, bu gerçekten kötü gitti.

Önce duyguyu kabul et, sonra çözüme geç. Savunmaya geçmek konuşmayı uzatmaktan başka işe yaramaz.

Sie

Lassen Sie uns schauen, wie wir das jetzt am schnellsten lösen.

Şimdi bunu en hızlı nasıl çözeceğimize bakalım.

Lassen Sie uns … konuşmayı geçmişten geleceğe çevirir. Suçlama tartışmasından çıkış cümlesi.

Sie

Ich nehme das auf und gebe es so weiter.

Bunu kaydedip olduğu gibi iletiyorum.

Şikâyeti kabul et, tartışma. aufnehmen = (şikâyeti) kaydetmek.

09 · Donanım ve çevre birimleri SysInt

Tam ders: Modül 09

Parça istemek ve takmak

Ich brauche noch ein Netzkabel und ein Patchkabel.

Bir güç kablosu ve bir patch kablosu daha gerekiyor.

das Netzkabel = elektrik kablosu (Netz burada elektrik şebekesi), das Patchkabel = ağ kablosu. İkisini karıştırmak klasik yeni başlayan hatası.

Ich baue eine neue SSD ein.

Yeni bir SSD takıyorum.

einbauen = (içine) takmak, monte etmek. Sökmek: ausbauen. İkisi de ayrılabilir.

Ich tausche das Netzteil aus.

Güç kaynağını değiştiriyorum.

austauschen = değiştirmek (yenisiyle). ändern ile karıştırma — o ayar değiştirmek.

Haben wir noch einen Adapter von USB-C auf HDMI?

USB-C'den HDMI'ya bir adaptörümüz var mı?

Kalıp: von … auf … — adaptör isteminin standart yapısı.

Der Monitor ist über HDMI angeschlossen.

Monitör HDMI üzerinden bağlı.

anschließen = (fiziksel olarak) bağlamak. über = üzerinden.

Donanım arızası

Die Festplatte ist voll.

Sabit disk dolu.

die Festplatte = sabit disk. SSD için de günlük dilde aynı kelime kullanılıyor.

Der Arbeitsspeicher reicht nicht aus.

RAM yetersiz.

ausreichen = yetmek. der Arbeitsspeicher = RAM; RAM de anlaşılır ama Almancası daha yaygın.

Das Netzteil ist defekt.

Güç kaynağı arızalı.

defekt — donanım için doğru kelime. kaputt günlük, ticket'ta defekt yaz.

Der Lüfter ist ungewöhnlich laut.

Fan alışılmadık şekilde gürültülü.

der Lüfter = fan. ungewöhnlich eklemek gözlemi değerlendirmeye çevirir.

du

Der Laptop lädt nicht mehr — vermutlich ist der Akku hinüber.

Dizüstü artık şarj olmuyor — muhtemelen batarya bitmiş.

hinüber sein = bitmiş, gitmiş (çok günlük, Kollege arasında). Ticket'a defekt yaz.

Der Drucker zieht kein Papier ein.

Yazıcı kâğıt çekmiyor.

einziehen = içine çekmek. Kâğıt sıkışması: der Papierstau.

Sahada kullanıcıyla

Sie

Steckt das Netzkabel richtig in der Steckdose?

Güç kablosu prize düzgün takılı mı?

Bu soruyu sormaktan utanma. Support çağrılarının şaşırtıcı bir oranı burada bitiyor. die Steckdose = priz, der Stecker = fiş.

Sie

Ziehen Sie bitte das Kabel ab und stecken Sie es wieder ein.

Lütfen kabloyu çıkarıp tekrar takın.

abziehen / einstecken — ikisi de ayrılabilir. Sie-emir kipi Modül 11'de detaylı.

Sie

Ich hole kurz ein Ersatzgerät aus dem Lager.

Depodan hızlıca bir yedek cihaz getiriyorum.

das Ersatzgerät = yedek cihaz, das Lager = depo.

Die Dockingstation wird nicht erkannt.

Dock istasyonu algılanmıyor.

erkennen = algılamak, tanımak. Edilgen: wird nicht erkannt — donanım arızalarının en sık kalıbı.

10 · Ağ ve erişim SysInt

Tam ders: Modül 10

Bağlantı yok

Ich habe keinen Netzwerkzugriff.

Ağ erişimim yok.

Ticket'a yazılacak resmî hâli. Günlük konuşmada: Ich komme nicht ins Netz.

Das WLAN ist verbunden, aber ohne Internetzugang.

WLAN bağlı ama internet erişimi yok.

Bu ayrım tanı için kritik: bağlantı var, erişim yok → DNS, DHCP veya güvenlik duvarı. Bağlantı hiç yok → fiziksel katman.

Der Rechner bekommt keine IP-Adresse.

Bilgisayar IP adresi almıyor.

DHCP sorununun standart tarifi. bekommen = almak.

Die Verbindung bricht mehrmals täglich ab.

Bağlantı günde birkaç kez kopuyor.

Sıklık bilgisi olmadan bu ticket çalışılamaz. mehrmals täglich = günde birkaç kez.

Sie

Sind Sie über LAN oder über WLAN verbunden?

LAN üzerinden mi WLAN üzerinden mi bağlısınız?

İlk sorulacak soru. das LAN = kablolu, das WLAN = kablosuz (İngilizce Wi-Fi).

Erişim reddedildi

Der Zugriff auf das Netzlaufwerk wird verweigert.

Ağ sürücüsüne erişim reddediliyor.

der Zugriff auf + Akkusativveriye/kaynağa teknik erişim. verweigern = reddetmek.

Der Kollege hat noch keinen Zugang zum System.

Meslektaşın sisteme henüz erişimi (hesabı) yok.

der Zugang zu + Dativhesap, giriş hakkı, kapıdan girme. Zugriff'ten farkı bu.

Die Freigabe ist nicht erreichbar.

Paylaşım erişilebilir değil.

die Freigabe iki anlamlı: ağ paylaşımı (share) ve onay/izin. Bağlamdan çıkar.

Die Firewall blockiert den Port.

Güvenlik duvarı portu engelliyor.

blockieren = engellemek. sperren da olur (kilitlemek).

Sie

Können Sie sich mit dem VPN verbinden?

VPN'e bağlanabiliyor musunuz?

sich verbinden mit + Dativ. Ev ofisinden gelen çağrıların ilk sorusu.

Tanı ve altyapı

Ich pinge den Server einmal an.

Sunucuya bir ping atıyorum.

anpingen — Denglisch ama tamamen yerleşmiş ve ayrılabilir çekiliyor.

Der Switch im Serverraum ist ausgefallen.

Sunucu odasındaki switch devre dışı kaldı.

ausfallen = devre dışı kalmak. der Serverraum, büyüğü das Rechenzentrum (veri merkezi).

Die Störung betrifft das gesamte zweite Obergeschoss.

Arıza tüm ikinci katı etkiliyor.

Kapsam cümlesi. das Obergeschoss (OG) = üst kat, das Erdgeschoss (EG) = zemin kat.

Die Verfügbarkeit lag letzten Monat bei 99,8 Prozent.

Kullanılabilirlik geçen ay yüzde 99,8'di.

die Verfügbarkeit — BSI ve ITIL'in temel kavramı. Dikkat: Almanca ondalık ayırıcı virgül.

11 · Kullanıcıya adım adım talimat SysInt

Tam ders: Modül 11

Sie-emir kipi

Sie

Klicken Sie bitte oben rechts auf das Zahnrad.

Lütfen sağ üstteki dişli çarka tıklayın.

Sie-emir kipi kalıbı: fiil + Sie + bitte. Fiil başta, özne hemen arkasında. das Zahnrad = dişli (ayarlar simgesi).

Sie

Gehen Sie auf „Einstellungen“.

“Ayarlar”a gidin.

Menü adlarını Almanca söyle — kullanıcının ekranında Almanca yazıyor. Alman tırnak işareti: „…“

Sie

Drücken Sie gleichzeitig Strg + Alt + Entf.

Aynı anda Ctrl + Alt + Del tuşlarına basın.

Tuşa drücken, fareyle klicken. gleichzeitig = aynı anda.

Sie

Geben Sie Ihr Passwort ein und bestätigen Sie mit Enter.

Şifrenizi girin ve Enter ile onaylayın.

eingeben ayrılabilir: Geben Sie … ein. Ön ek cümle sonunda.

Sie

Scrollen Sie bitte nach unten, bis Sie „Netzwerk“ sehen.

“Ağ” yazısını görene kadar aşağı kaydırın.

bis yan cümlesi fiili sona atar: … sehen.

Sie

Warten Sie bitte, bis der Vorgang abgeschlossen ist.

İşlem tamamlanana kadar bekleyin.

der Vorgang = işlem, süreç. abgeschlossen = tamamlanmış.

Alman klavyesinin tuş adları

Strg = Steuerung (Ctrl)

Strg = kontrol tuşu

Alman klavyesinde Ctrl yazmaz. Telefonda Ctrl dersen kullanıcı tuşu bulamaz.

Entf = Entfernen (Delete) · Rücktaste = Backspace

Entf = sil · Rücktaste = geri sil

İkisi farklı tuş: Entf imlecin sağındakini, Rücktaste solundakini siler.

Umschalt = Shift · Feststelltaste = Caps Lock

Umschalt = üst karakter · Feststelltaste = büyük harf kilidi

Umschalt yerine Shift de anlaşılır; Feststelltaste için Almancası şart.

Eingabetaste = Enter · Tabulator = Tab · Esc = Escape

Eingabetaste = Enter · Tabulator = Tab

Enter ve Tab günlük dilde de kullanılıyor, ikisini de bil.

Sie

Drücken Sie die Windows-Taste und tippen Sie „cmd“.

Windows tuşuna basın ve “cmd” yazın.

tippen = klavyeyle yazmak (schreiben daha genel).

Ekranda yer göstermek

oben links · oben rechts · unten links · unten rechts · in der Mitte

sol üst · sağ üst · sol alt · sağ alt · ortada

Sıra Türkçenin tersi: Almanca önce dikey (oben/unten), sonra yatay (links/rechts). Türkçe “sol üst”, Almanca oben links.

am linken Rand · am unteren Bildschirmrand · in der Taskleiste

sol kenarda · ekranın alt kenarında · görev çubuğunda

die Taskleiste = görev çubuğu, der Rand = kenar.

Sie

Was sehen Sie jetzt auf dem Bildschirm?

Şimdi ekranda ne görüyorsunuz?

Her iki-üç adımda bir bunu sor. Telefonda yönlendirmenin tek güvenlik ağı bu.

Sie

Lesen Sie mir bitte vor, was da genau steht.

Orada tam olarak ne yazdığını bana okuyabilir misiniz?

vorlesen = yüksek sesle okumak. Hata mesajını özetleten değil, okutan soru — özet her zaman bilgi kaybeder.

12 · Hesap, şifre ve yetki SysInt

Tam ders: Modül 12

Şifre işlemleri

Sie

Ich setze Ihnen das Passwort zurück.

Şifrenizi sıfırlıyorum.

zurücksetzen = sıfırlamak (ayrılabilir). Support'un en çok yazdığı fiil.

Sie

Sie müssen das Passwort bei der ersten Anmeldung ändern.

Şifreyi ilk girişte değiştirmeniz gerekiyor.

die Anmeldung = oturum açma. ändern = değiştirmek (ayar/veri için).

Sie

Die Anmeldung schlägt fehl — bekommen Sie eine Meldung dazu?

Oturum açma başarısız oluyor — bununla ilgili bir mesaj alıyor musunuz?

fehlschlagen = başarısız olmak (ayrılabilir). Teknik ve yazılı dilde çok geçer.

Sie

Ihr Konto ist nach fünf Fehlversuchen gesperrt.

Hesabınız beş hatalı denemeden sonra kilitlendi.

sperren = kilitlemek. Dikkat: löschen (silmek) ile karıştırmak felakettir.

Sie

Ich entsperre das Konto, versuchen Sie es dann noch einmal.

Hesabın kilidini açıyorum, sonra bir daha deneyin.

entsperren = kilidi açmak. ent- ön eki tersine çevirir: sperren → entsperren.

Yetki ve onay

Sie

Dafür haben Sie leider keine Berechtigung.

Bunun için maalesef yetkiniz yok.

die Berechtigung = yetki. Nazik ve net. Devamı: Ich kann das für Sie beantragen.

Sie

Ich beantrage die Freigabe für Sie.

Onayı sizin için talep ediyorum.

beantragen = resmî olarak talep etmek. Burada Freigabe = onay/izin.

Wer darf das freigeben?

Bunu kim onaylayabilir?

freigeben = onaylamak, serbest bırakmak. dürfen burada yetki anlamında.

Sie

Ich brauche dafür eine Bestätigung von Ihrem Vorgesetzten.

Bunun için amirinizden bir onay gerekiyor.

Baskı altında kaldığında sığınacağın cümle. Kararı senden alır, sürece verir — kimse buna itiraz edemez.

Das Konto wird zum 31.08. deaktiviert.

Hesap 31.08 itibarıyla devre dışı bırakılacak.

zum + tarih = o tarih itibarıyla. İşten çıkan çalışanlar için standart ifade.

Veri koruma sınırı

Sie

Aus Datenschutzgründen darf ich Ihnen das Passwort nicht am Telefon nennen.

Veri koruma nedeniyle şifreyi telefonda söyleyemem.

Ezberle. aus … gründen kalıbı reddi kişiselden çıkarıp kurala bağlar — tartışma biter.

Sie

Ich muss Ihre Identität kurz überprüfen, bevor ich das zurücksetze.

Bunu sıfırlamadan önce kimliğinizi kısaca doğrulamam gerekiyor.

überprüfen = doğrulamak. bevor yan cümlesinde fiil sona gider.

Sie

Bitte schreiben Sie das Passwort nicht ins Ticket.

Lütfen şifreyi ticket'a yazmayın.

Ticket geçmişi arşivlenir ve çok kişi görür. Bu cümleyi kullanıcıya kurmak zorunda kalacaksın.

Sie

Das Passwort schicke ich Ihnen über einen separaten Kanal.

Şifreyi size ayrı bir kanaldan göndereceğim.

der Kanal = kanal (SMS, ayrı e-posta). Reddettikten sonra çözüm sunmak şart — yoksa engelleyici görünürsün.

13 · Kod hakkında konuşmak Entw

Tam ders: Modül 13

Artikel kuralları — tahmin edebileceğin kısım

der Server · der Compiler · der Zeiger · der Rechner

sunucu · derleyici · işaretçi · bilgisayar

Kural 1: -er ile bitenler neredeyse hep der. İngilizceden gelenler de dahil: der Container, der Controller, der Wrapper.

die Anwendung · die Vererbung · die Bedingung · die Zuweisung

uygulama · kalıtım · koşul · atama

Kural 2: -ung ile bitenler istisnasız die. Bu kural Almancanın en güvenilir kuralıdır — sömür.

das Deployment · das Refactoring · das Logging · das Caching

dağıtım · yeniden yapılandırma · kayıt tutma · önbellekleme

Kural 3: İngilizce -ing ve -ment ekleri das alır. Bunlar soyut süreç adları ve Almanca soyutu das yapmayı sever.

das Feature · das Repository · das Framework · das Interface · das Update · das Backup

özellik · depo · çatı · arayüz · güncelleme · yedek

Kural 4: “bir şey” olan İngilizce alıntılar das. Nesne değil, kavram.

der Bug · der Commit · der Branch · der Cache · der Thread · der Stack

hata · commit · dal · önbellek · iş parçacığı · yığın

Kural 5: “bir eylem ya da eyleyen” olan alıntılar der. Kural 4 ve 5 arasında şüphedeysen der daha sık kazanır.

Gerçekten Almanca olan terimler

die Schnittstelle

arayüz, API

Bu kelime sahada gerçekten kullanılıyordas Interface kodda, die Schnittstelle konuşmada ve belgede. Bu yüzden die API (dişi) diyoruz.

die Schleife · die Abfrage · die Ausnahme · der Rückgabewert

döngü · sorgu · istisna (exception) · dönüş değeri

Dördü de günlük konuşmada Almanca kullanılıyor. der Loop demek anlaşılır ama tuhaf durur.

die Datei · das Verzeichnis · die Bibliothek · die Datenbank

dosya · dizin · kütüphane · veritabanı

Bunlar için İngilizcesi kullanılmaz. das File ya da die Library demek amatör durur.

du

Da fehlt eine Bedingung — die Schleife läuft endlos.

Orada bir koşul eksik — döngü sonsuza gidiyor.

endlos = sonsuz. die Endlosschleife = sonsuz döngü.

Hata anlatmak

du

Ich habe den Bug gefunden — es liegt an der Schleife.

Hatayı buldum — sorun döngüde.

es liegt an + Dativ = “sorun şurada”. Bu kalıbı ezberle, günde beş kez kullanacaksın.

du

Die Methode gibt null zurück, obwohl sie ein Objekt liefern sollte.

Metot bir nesne döndürmesi gerekirken null döndürüyor.

zurückgeben = döndürmek (ayrılabilir). obwohl yan cümlesinde fiil sona gider.

du

Der Test schlägt nur in der Pipeline fehl, lokal läuft er durch.

Test sadece pipeline'da başarısız oluyor, yerelde geçiyor.

durchlaufen = baştan sona geçmek. Die Pipeline ist rot / grün — renk ifadesi Almancada da aynı.

du

Ich konnte das lokal nicht reproduzieren.

Bunu yerelde tekrarlayamadım.

lokal = yerel (kendi makinende). Bu cümle bir hata raporunu geri göndermenin standart yolu.

du

Das müssen wir noch abfangen.

Bunu daha yakalamamız (hata olarak ele almamız) lazım.

abfangen = (hatayı, durumu) yakalamak. try/catch için kullanılan fiil.

Git ve dağıtım — Denglisch fiiller

du

Ich pushe das gleich auf den Branch.

Bunu hemen branch'e pushluyorum.

İngilizce fiiller Almanca çekiliyor: ich pushe, du pushst, er pusht. Yardımcı fiil haben: ich habe gepusht.

du

Kannst du das mal ziehen und gegentesten?

Bunu bir çekip karşı test eder misin?

ziehen = pull (gerçek Almanca kullanılıyor!). gegentesten = bağımsız olarak test etmek — çok Alman, çok kullanışlı.

du

Das ist noch nicht gemergt.

Bu henüz merge edilmedi.

mergen → gemergt. Almancası zusammenführen, konuşmada nadir; yazılı belgede geçer.

du

Wir rollen die neue Version morgen aus.

Yeni sürümü yarın dağıtıyoruz.

ausrollen gerçek Almanca ve deployen'dan daha güvenlideployen'ın geçmiş zaman hâli sahada birleşmemiş durumda (deployt / gedeployt / deployed hepsi duyuluyor). Yazarken ausgerollt yaz, tartışma çıkmaz.

14 · Daily ve Blocker dili Entw

Tam ders: Modül 14

Dün ne yaptın — Perfekt

du

Gestern habe ich das Login-Formular fertig gemacht.

Dün login formunu bitirdim.

Konuşulan Almancada geçmiş zaman = Perfekt. habe … gemacht. machte (Präteritum) yazı dilidir, konuşmada roman gibi durur.

du

Ich bin mit der Validierung durchgekommen, aber nicht ganz fertig geworden.

Doğrulama işini ilerlettim ama tam bitiremedim.

Yarım kalan işi söylemenin dürüst yolu. durchkommen ve fertig werden — ikisi de sein ile çekilir.

du

Ich habe den PR aufgemacht, er wartet noch auf Review.

PR'ı açtım, hâlâ review bekliyor.

aufmachen = açmak. auf … warten = beklemek.

Bugün ne yapacaksın

du

Heute mache ich mit der Validierung weiter.

Bugün doğrulama işine devam ediyorum.

weitermachen mit + Dativ = devam etmek. Gelecek için şimdiki zaman kullanılırwerden gereksiz.

du

Danach nehme ich mir das Ticket 512 vor.

Ondan sonra 512 numaralı ticket'ı ele alacağım.

sich etwas vornehmen = bir işi ele almak, kendine iş almak. Çok Almanca, çok kullanışlı.

du

Ich würde heute gern das Deployment vorbereiten.

Bugün dağıtımı hazırlamak isterim.

würde gern = niyet bildirir ama taahhüt etmez. Planın kesin olmadığında bunu kullan.

Blocker — takıldığını söylemek

du

Ich habe keine Blocker.

Engelim yok.

der Blocker — Denglisch, tamamen yerleşmiş. Almancası das Hindernis, kullanılmıyor.

du

Ich hänge an der Schnittstelle — da komme ich nicht weiter.

Arayüze takıldım — orada ilerleyemiyorum.

hängen an + nicht weiterkommen = takılmanın standart ifadesi. Panik değil, durum bildirimi olarak duyulur.

du

Da bräuchte ich kurz Hilfe von jemandem, der sich mit dem Cache auskennt.

Cache konusuna hâkim birinden kısa bir yardım gerekiyor.

Kimden ne kadar yardım istediğini söyle. bräuchte (Konjunktiv II) isteği yumuşatır, kurz karşı tarafı rahatlatır.

du

Ich warte noch auf die Freigabe vom Fachbereich.

Hâlâ ilgili birimden onay bekliyorum.

En değerli blocker türü: senin elinde olmayan. Bunu söylemek işi hızlandırır — genelde toplantıda o kişiyi tanıyan biri vardır.

du

Das dauert länger als geschätzt.

Bu tahmin edilenden uzun sürüyor.

Erken söyle. Almanya'da gecikmeyi geç bildirmek, gecikmenin kendisinden daha kötü karşılanır.

Toplantıyı yönetmek

du

Von meiner Seite ist das alles.

Benim tarafımdan bu kadar.

Sıranı bitirdiğini belli etmenin standart cümlesi. Bunu demezsen insanlar devam edeceğini sanıp bekler.

du

Lass uns das nach dem Daily zu zweit anschauen.

Bunu Daily'den sonra ikimiz bakalım.

Daily'nin altın kuralı: detay toplantıda tartışılmaz. Jargon hâli: Das klären wir offline.

du

Ich habe eine Frage an die Runde.

Herkese bir sorum var.

die Runde = toplantıdaki grup. Söz almanın kibar yolu.

duyacaksın

Was ist denn dein Stand?

Senin durumun ne?

Bu sana sorulacak. Cevabın: üç cümlelik yapı — dün, bugün, blocker.

15 · Code Review ve Pull Request Entw

Tam ders: Modül 15

Review istemek

du

Kannst du kurz drüberschauen?

Bir göz atabilir misin?

Review istemenin en yaygın cümlesi. drüberschauen = üstünden geçmek. kurz karşı tarafın işini küçültür — kabul edilme şansını artırır.

du

Ich habe einen PR aufgemacht — magst du reviewen?

Bir PR açtım — review eder misin?

magst du …? = ister misin? Almanya'da rica etmenin çok günlük ve nazik hâli.

du

Es ist nicht dringend, wenn du diese Woche mal Zeit findest.

Acil değil, bu hafta bir ara zaman bulursan.

Aciliyet bilgisini vermek — Kollege'nin kendi işini planlamasına saygı. Karşılığını fazlasıyla alırsın.

Yorum yazmak — ağırlığını işaretle

du

Nur ein Vorschlag, kein Blocker: Hier würde ich eine Konstante nutzen.

Sadece bir öneri, engel değil: Burada bir sabit kullanırdım.

Bu modülün en önemli tekniği: yorumun ağırlığını işaretlemek. Öneri mi, şart mı? İşaretlemezsen karşı taraf her yorumu şart sayar ve review tıkanır.

du

Das müssten wir noch ändern, sonst läuft der Test nicht durch.

Bunu değiştirmemiz lazım, yoksa test geçmez.

Gerçek blocker böyle yazılır: ne + neden. Sebep olmadan yazılan blocker tartışma çıkarır.

du

Kannst du das kurz erklären? Ich verstehe die Logik hier nicht ganz.

Bunu kısaca açıklayabilir misin? Buradaki mantığı tam anlamadım.

Anlamadığın kodu eleştirmek yerine sor. Genelde haklı olan yazan kişidir — ve haklı değilse cevap veremez, iş kendiliğinden çözülür.

du

Ich hätte da eine Anmerkung zur Benennung.

İsimlendirme konusunda bir notum olacak.

die Anmerkung = not, yorum. die Benennung = isimlendirme. Nazik bir başlangıç.

du

Den Fall würde ich noch abfangen.

Bu durumu da yakalardım (hata olarak ele alırdım).

Konjunktiv II (würde) yorumu emir değil öneri yapar. Review yorumlarının varsayılan kipi bu.

du

Passt für mich. Von mir aus kann das rein.

Bana uygun. Bence merge edilebilir.

Von mir aus = benim açımdan sorun yok. reingehen = merge edilmek. Onay cümlesi.

Eleştiriyi karşılamak

du

Guter Punkt, das habe ich übersehen.

İyi nokta, bunu gözden kaçırmışım.

Hatayı kabul etmek Almanya'da statü kaybı değildir. übersehen = gözden kaçırmak. Bu cümle seni zayıf değil, güvenilir gösterir.

du

Danke für den Hinweis, das baue ich ein.

Uyarı için teşekkürler, bunu ekliyorum.

der Hinweis = uyarı, ipucu. einbauen = (koda) eklemek.

du

Da bin ich anderer Meinung — und zwar deshalb: die Methode wird auch woanders aufgerufen.

Burada farklı düşünüyorum — şu sebeple: metot başka yerlerde de çağrılıyor.

İtiraz etmek tamamen normaldir — ama gerekçeyle. und zwar = “şöyle ki”, gerekçeyi getiren bağlaç.

du

Können wir das kurz zusammen anschauen? Ich glaube, wir meinen dasselbe.

Bunu kısaca birlikte bakalım mı? Sanırım aynı şeyi kastediyoruz.

Yazılı tartışma üç turu geçtiyse konuşmaya taşı. Bu cümle kimseyi haksız çıkarmadan tartışmayı bitirir.

du

Das ist so gewollt — ich schreibe einen Kommentar dazu, dann ist es klarer.

Bu bilinçli yapıldı — bir yorum ekleyeyim, daha net olur.

so gewollt = kasten böyle. Haklı olduğunda bile koda açıklama eklemek tartışmayı kalıcı olarak bitirir.

16 · Gereksinim, tahmin ve mutabakat Entw

Tam ders: Modül 16

Gereksinimi netleştirmek

Sie

Was ist die Anforderung genau?

Gereksinim tam olarak nedir?

die Anforderung = gereksinim. Alman proje dilinin merkez kelimesi; iş ilanlarında da geçer.

du

Ist das ein Muss oder ein Nice-to-have?

Bu zorunlu mu yoksa olsa iyi olur mu?

Kapsamı daraltan en verimli soru. das Muss Almanca; Nice-to-have Denglisch ama herkes kullanıyor.

Sie

Was passiert, wenn ein Nutzer das Feld leer lässt?

Bir kullanıcı alanı boş bırakırsa ne olur?

Kenar durumu sormak — gereksinimlerin yüzde sekseni burada eksiktir ve sonradan çıkması pahalıdır.

Sie

Können wir die Akzeptanzkriterien kurz durchgehen?

Kabul kriterlerini kısaca gözden geçirebilir miyiz?

das Akzeptanzkriterium, çoğul die Akzeptanzkriterien. durchgehen = gözden geçirmek.

du

Das würde ich in ein separates Ticket auslagern.

Bunu ayrı bir ticket'a çıkarırdım.

auslagern = dışarı taşımak. Kapsam büyümesine karşı en kibar savunma.

Tahmin vermek — kendini koru

Sie

Den Aufwand schätze ich auf etwa drei Tage.

Eforu yaklaşık üç gün olarak tahmin ediyorum.

der Aufwand = efor, iş yükü. schätzen auf + Akk. = tahmin etmek.

Sie

Das ist eine grobe Schätzung, keine Zusage.

Bu kaba bir tahmin, taahhüt değil.

Bu cümleyi ezberle. grob = kaba, yaklaşık. die Zusage = taahhüt, söz. Tahminin taahhüde dönüşmesini engelleyen tek cümle.

du

Da müsste ich erst reinschauen, bevor ich das schätze.

Tahmin etmeden önce bir içine bakmam lazım.

Kodu görmeden tahmin verme. reinschauen = içine bakmak. Bu cümle seni yavaş göstermez, ciddi gösterir.

du

Wenn die Schnittstelle schon steht, geht es schneller — sonst kommen zwei Tage dazu.

Arayüz hazırsa daha hızlı olur — değilse iki gün daha eklenir.

Koşullu tahmin. stehen burada “hazır olmak” anlamında. Varsayımı açık söylemek, sonradan tartışmayı önler.

Sie

Aus technischer Sicht würde ich davon abraten.

Teknik açıdan bunu tavsiye etmem.

abraten von + Dativ = tavsiye etmemek. Aus technischer Sicht itirazı sana değil uzmanlığına bağlar — çok daha güçlü durur.

Mutabakat — Abstimmung kültürü

Sie

Ich halte dazu noch Rücksprache mit dem Fachbereich.

Bu konuda ilgili birimle görüşeceğim.

Rücksprache halten mit — çok Alman, çok kullanışlı. “Karar vermeden önce doğru kişiyle konuşacağım” demenin resmî yolu.

Das ist noch nicht abgestimmt.

Bu henüz mutabık kalınmadı.

abstimmen Alman iş dilinin en çok kullanılan fiillerinden biri = ilgili taraflarla uyumlandırmak. Das ist abgestimmt = onaylı, ilerlenebilir.

Wer entscheidet das am Ende?

Sonunda buna kim karar veriyor?

Almanya'da bu soru tamamen kabul edilebilir ve çok işe yarar. Sorumluluğun kimde olduğunu bilmek, gereksiz turlardan kurtarır.

du

Lass uns das kurz zusammen abstimmen, bevor ich anfange.

Başlamadan önce bunu kısaca birlikte kararlaştıralım.

Yanlış şeyi doğru yapmaktan iyisi, doğru şeyi sormaktır. Bu cümle Almanya'da her zaman iyi karşılanır.

17 · Bewerbung: Anschreiben ve Lebenslauf İş

Tam ders: Modül 17

Konu ve hitap

Sie

Bewerbung als Fachinformatiker für Systemintegration – Ihre Stellenanzeige vom 05.08.2026

Sistem entegrasyonu bilişim uzmanı başvurusu – 05.08.2026 tarihli iş ilanınız

Betreff satırı. İlanın tarihini ve kaynağını yaz — İK aynı anda beş pozisyon için ilan vermiş olabilir.

Sie

Sehr geehrte Frau Weber,

Sayın Weber Hanım,

İsim bul. İlanda Ansprechpartner yazıyorsa onu kullan; yoksa firmanın sitesine bak veya ara. Sehr geehrte Damen und Herren hep zayıf kalır çünkü kimseye yazılmamış gibi durur.

Giriş — klişeden kaçış

Sie

Ihre Stellenanzeige vom 5. August hat mich sofort angesprochen: Sie suchen jemanden, der Störungen nicht nur behebt, sondern auch dokumentiert.

5 Ağustos tarihli ilanınız hemen dikkatimi çekti: arızaları sadece gideren değil, belgeleyen birini arıyorsunuz.

İyi bir giriş, ilandan bir şey alıntılar. Bu, ilanı gerçekten okuduğunu kanıtlayan tek şeydir ve seni ilk cümlede yığından ayırır.

Sie

Zurzeit arbeite ich in einem anderen Bereich und möchte mich beruflich neu orientieren – bewusst in Richtung IT.

Şu anda başka bir alanda çalışıyorum ve mesleki olarak yeniden yönelmek istiyorum – bilinçli olarak IT yönünde.

Sektör değişimini savunma değil, karar olarak sun. bewusst (bilinçli olarak) kelimesi bütün cümleyi taşıyor.

Sie

Besonders reizt mich an Ihrer Stelle die Mischung aus Support und Netzwerktechnik.

Pozisyonunuzda özellikle destek ile ağ teknolojisinin bir arada olması ilgimi çekiyor.

reizen = cezbetmek, ilgi çekmek. Neyin ilgini çektiğini somut söyle — “ilginç bir pozisyon” hiçbir şey demiyor.

Ne getiriyorsun — kanıtla

Sie

In meiner bisherigen Tätigkeit habe ich gelernt, unter Zeitdruck strukturiert zu arbeiten.

Şimdiye kadarki işimde zaman baskısı altında yapılandırılmış çalışmayı öğrendim.

die Tätigkeit = faaliyet, iş. Önceki sektörü avantaja çevir — IT dışı deneyim müşteriyle konuşabilme demektir.

Sie

Mit Linux, Netzwerktechnik und Ticketsystemen bin ich vertraut; Windows-Umgebungen betreue ich seit zwei Jahren privat.

Linux, ağ teknolojisi ve ticket sistemlerine aşinayım; Windows ortamlarını iki yıldır özel olarak yönetiyorum.

vertraut sein mit + Dativ = aşina olmak. Her yetkinliğe bir kanıt ekle. Kanıtsız yetkinlik listesi okunmuyor.

Sie

Meine Deutschkenntnisse liegen auf Niveau B2, meine Muttersprache ist Türkisch.

Almanca bilgim B2 seviyesinde, ana dilim Türkçe.

Bunu bir olgu olarak yaz, özür olarak değil. Türkçe bir artı: Almanya'da Türkçe konuşan müşteriye hizmet verebilen destek çalışanı aranan biridir. Muttersprache'yi mutlaka yaz.

Sie

Neue Themen erarbeite ich mir schnell – das habe ich beim Wechsel in die IT bereits gezeigt.

Yeni konuları hızlı öğrenirim – bunu IT'ye geçişte zaten gösterdim.

sich etwas erarbeiten = çalışarak edinmek. Sıfat değil kanıt: lernbereit demek yerine öğrendiğin şeyi göster.

Kapanış ve şartlar

Sie

Über eine Einladung zu einem persönlichen Gespräch freue ich mich sehr.

Yüz yüze bir görüşmeye davet edilmekten çok memnun olurum.

Standart ve doğru kapanış. Ich würde mich freuen … da olur ama bu hâli daha kendinden emin durur.

Sie

Mein möglicher Eintrittstermin ist der 1. Oktober 2026.

Mümkün olan işe başlama tarihim 1 Ekim 2026.

der Eintrittstermin = işe giriş tarihi. İlanda soruluyorsa mutlaka yaz — yoksa dosya eksik sayılır.

Sie

Meine Gehaltsvorstellung liegt bei 42.000 Euro brutto jährlich.

Ücret beklentim yıllık brüt 42.000 Euro.

Sorulduysa sayı ver. Boş bırakmak “pazarlık edemiyor” olarak okunur. Almanya'da maaş brutto jährlich (yıllık brüt) konuşulur.

Sie

Mit freundlichen Grüßen

Saygılarımla

Sonrasında virgül yok, altına adın. (Modül 06'daki kural.)

Lebenslauf başlıkları

Persönliche Daten · Berufserfahrung · Ausbildung · Kenntnisse · Sprachen

Kişisel bilgiler · İş deneyimi · Eğitim · Yetkinlikler · Diller

Alman Lebenslauf'u tablo hâlinde ve tersten kronolojik (en yenisi üstte). Bir-iki sayfa.

Fortgeschrittene Kenntnisse in Linux, Grundkenntnisse in Python

Linux'ta ileri düzey bilgi, Python'da temel bilgi

Seviye kelimeleri: Grundkenntnisse → gute Kenntnisse → fortgeschrittene Kenntnisse → sehr gute Kenntnisse. Yıldız/çubuk grafik yerine bu kelimeleri kullan.

Deutsch: B2 (Zertifikat) · Türkisch: Muttersprache · Englisch: B1

Almanca: B2 (sertifikalı) · Türkçe: ana dil · İngilizce: B1

Sertifikan varsa parantezde yaz. Yoksa sadece seviye — abartma, mülakatta anlaşılır.

18 · Vorstellungsgespräch İş

Tam ders: Modül 18

Açılış: “Erzählen Sie etwas über sich”

duyacaksın

Erzählen Sie doch mal etwas über sich.

Biraz kendinizden bahsedin.

Neredeyse her mülakatın ilk sorusu. Bu bir sohbet daveti değil, hazırlanmış üç dakikalık bir cevap beklentisi. İskelet: şimdi → geçmiş → gelecek.

Sie

Zurzeit arbeite ich im Kundenservice — dort löse ich täglich Probleme, oft technische.

Şu anda müşteri hizmetlerinde çalışıyorum — orada her gün, çoğu teknik olan sorunlar çözüyorum.

Şimdi: tek cümlede ne yaptığın ve neden bu pozisyonla ilgili olduğu.

Sie

Angefangen habe ich eigentlich in einem anderen Bereich, bin aber über die Technik immer wieder zur IT gekommen.

Aslında başka bir alanda başladım ama teknik üzerinden sürekli IT'ye geldim.

Geçmiş: geçişi bir hikâye olarak anlat, mazeret olarak değil. eigentlich = aslında.

Sie

Jetzt möchte ich das hauptberuflich machen — deshalb bewerbe ich mich bei Ihnen.

Şimdi bunu asıl mesleğim olarak yapmak istiyorum — bu yüzden size başvuruyorum.

Gelecek: cevabı tam bu pozisyona bağla. hauptberuflich = asıl meslek olarak.

Klasik sorular ve iskeletler

duyacaksın

Warum haben Sie sich gerade bei uns beworben?

Neden özellikle bize başvurdunuz?

Bu soruya firma hakkında somut bir şey söylemeden cevap verilemez. Sitesinden, ilandan, haberden bir detay bul ve kendi ilgi alanına bağla.

duyacaksın

Was sind Ihre Stärken?

Güçlü yanlarınız neler?

İskelet: bir güç + bir örnek. Üç sıfat sıralamak cevap sayılmaz. Ich bleibe ruhig, wenn andere hektisch werden — im Kundenservice war das täglich nötig.

duyacaksın

Und was sind Ihre Schwächen?

Zayıf yanlarınız neler?

Gerçek bir zayıflık + ne yaptığın. Alman mülakatçılar sahte zayıflığı (“çok mükemmeliyetçiyim”) hemen tanır ve olumsuz not eder.

Sie

Ich neige dazu, zu lange selbst zu suchen, statt früher zu fragen. Ich setze mir inzwischen bewusst eine Zeitgrenze.

Erken sormak yerine çok uzun süre kendim aramaya eğilimliyim. Artık bilinçli olarak kendime bir zaman sınırı koyuyorum.

Model cevap. Gerçek, IT'de anlamlı, ve arkasında bir çözüm var. neigen zu + Dativ = eğilimli olmak.

duyacaksın

Wo sehen Sie sich in fünf Jahren?

Kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz?

Güvenli cevap: uzmanlaşma yönü söyle, unvan söyleme. Ich würde mich gern in Richtung Netzwerk spezialisieren.

Almancan hakkında soru gelirse

Sie

Mein Deutsch ist auf B2-Niveau. Fachbegriffe lerne ich noch — deshalb frage ich lieber einmal nach, als etwas falsch zu machen.

Almancam B2 seviyesinde. Teknik terimleri hâlâ öğreniyorum — bu yüzden yanlış yapmak yerine bir kez fazla sormayı tercih ederim.

Bu cevap zayıflığı güce çeviriyor: IT'de fazla soran değil, sormayıp yanlış yapan kişi sorundur. Mülakatçı bunu bilir.

Sie

Könnten Sie die Frage bitte noch einmal anders formulieren?

Soruyu başka şekilde ifade edebilir misiniz?

Mülakatta bunu sormak tamamen kabul edilebilir ve rastgele bir şey uydurmaktan sonsuz kez iyidir. Modül 03'ün tüm cephanesi burada da geçerli.

Sie

Als Muttersprachler im Türkischen kann ich auch türkischsprachige Anwender direkt betreuen.

Türkçe ana dilim olduğu için Türkçe konuşan kullanıcılara da doğrudan destek verebilirim.

Bunu söylemeyi unutma. Almanya'da somut, ölçülebilir bir avantaj — özellikle destek pozisyonlarında.

Senin soracakların — soru sormamak hata

duyacaksın

Haben Sie noch Fragen an uns?

Bize sormak istediğiniz bir şey var mı?

Bu soruya “hayır” demek ilgisizlik sayılır. En az iki soruyla mülakata gir.

Sie

Wie sieht ein typischer Arbeitstag in dieser Position aus?

Bu pozisyonda tipik bir iş günü nasıl geçiyor?

En güvenli ve en bilgilendirici soru. Cevabı sana pozisyonun gerçekte ne olduğunu söyler.

Sie

Wie läuft die Einarbeitung ab? Gibt es jemanden, an den ich mich wenden kann?

Oryantasyon nasıl işliyor? Başvurabileceğim biri var mı?

Yeni başlayan için en akıllı soru. Hem ciddiyet gösterir hem gerçekten bilmen gereken şey.

Sie

Wie sind die nächsten Schritte im Bewerbungsprozess?

Başvuru sürecindeki sonraki adımlar neler?

Kapanış sorusu. Ne zaman haber bekleyeceğini öğrenirsin — ve beklerken huzursuz olmazsın.

Maaş ve kapanış

Sie

Meine Gehaltsvorstellung liegt bei 42.000 Euro brutto jährlich.

Ücret beklentim yıllık brüt 42.000 Euro.

Sayı ver, sonra sus. Açıklama ekleme, özür dileme. Almanya'da maaş brutto jährlich konuşulur.

Sie

Ich orientiere mich dabei am Branchendurchschnitt für die Region.

Bunu bölgedeki sektör ortalamasına göre belirledim.

Sayı sorgulanırsa bu cümle onu araştırmaya bağlar — pazarlığa değil. Çok daha sağlam durur.

Sie

Vielen Dank für das Gespräch — es hat mir einen guten Eindruck vermittelt.

Görüşme için teşekkürler — bana iyi bir izlenim verdi.

einen Eindruck vermitteln = izlenim vermek. Kapanışta el sıkarken söylenir.